 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
Ramazan ÇANAKKALELİ
(canakkaleli.ramazan@gmail.com)
|
 |
 |
TARAF - Tekel işçileri ne istiyor
|
|
Merhaba sevgili okuyucular, yaklaşık iki aydır Türkiye, Tekel işçilerinin eylemlerini konuşuyor. Geçtiğimiz perşembe günü genel grev yaparak hükümeti uyarmaya vatandaşların da daha çok ilgisini çekmeye çalıştılar. Soğuk havada meydanlardaki havuzlara girerek, soğuk Ankara gecelerini çadırlarda geçirerek, açlık grevi yaparak, çeşitli yöntemlerle seslerini hükümete duyurmaya çalıştılar. İşçi haklarını savunduğunu söyleyen birçok grup da, zaman zaman Tekel işçilerinin yanlarına giderek destek vermeye çalıştı ama bu destek eylemleri Tekel işçilerinin sorunlarına değinmekten çok, hükümeti protesto etme eylemlerine dönüştü. Ne kadar marjinal grup varsa Tekel işçilerine destek adı altında oraya gitti.
Zaman zaman Tekel işçilerinin eylemi 1973’te Şili’de kamyon şoförlerinin başlattığı grevin tüm ülkeye yayılması sonucunda ülkede anarşi ve terörün kol gezmesi üzerine General Pinochet’in, Salvador Allende’yi askerî darbeyle devirmesi ile özleştirilerek, AKP hükümetinin de sonunu Tekel işçilerinin getireceği dillendirildi. Kim bilir belki birileri demokratik yolla değiştirmedikleri iktidarı demokrasi dışı yollarla değiştirme için tekel işçilerinin eylemini bir fırsat olarak görmek istiyordur.
Tekel’in özelleştirilmesi
Üretimin artırılması ve geliştirilmesi amacıyla Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş. (TEKEL), Şubat 2001’de Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındı, ardından özelleştirme stratejisi belirlendi Kuruluşun en önemli iki faaliyet alanı olan alkollü içkiler ile sigara için ilk kez 2003’te özelleştirme ihalesine çıkıldı. Bu ihale döneminde Tekel’in sigara kısmı için uygun teklif gelmedi ancak, alkollü içkiler kısmı için uygun teklif geldi gelen tekliflerin değerlendirilmesi sonunda özelleştirilerek Şubat 2004’te yatırımcıya devredildi.
Tekel’in sigara kısmı için 2008’de tekrar ihaleye çıkıldı, uygun teklifin gelmesi ile birlikte sigara kısmı da 24 Haziran 2008’de imzalanan devir sözleşmesini takiben özelleşmiş oldu.
Özelleştirme sonrasında Tekel’e ait tütün depolarının bir işlevi kalmadığından bu tütün depolarının kapatılması ve buralarda çalışanlarında iş kanunu çerçevesinde yasal haklarının verilerek diğer kamu kurum ve kuruluşlarına geçici personel olarak aktarılması öngörüldü. Bu çerçevede 1 Şubat 2010 itibariyle iş akitleri feshedilerek toplam 350 milyon lira kıdem ve ihbar tazminatı 8364 işçinin hesaplarına yatırıldı.
Tekel işçilerinin itirazları işte tam bu noktada başlıyor. Tekel işçileri diğer kamu kurum ve kuruluşlarına 657 sayılı devlet memurlarının 4/C maddesi kapsamında geçici personel olarak değil de, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi işçi statüsünde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılmak istiyorlar.
Geçici personel ile işçi arasında ki fark ne
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu hizmetlerinin memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceğini öngörmüştür ve geçici personel “Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Dairesi’nin ve Maliye Bakanlığı’nın görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulu’nca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir” şeklinde tanımlanmıştır.
Yine aynı kanunda işçiler“İlgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir” şeklinde tanımlanmıştır. İşçiler 4857 sayılı İş Kanunu’na tabidirler ve kıdem, ihbar, sendika, toplu sözleşme, grev, işe iade davası açma gibi hakları mevcuttur.
Tekel işçileri ne istiyor, hükümet ne öneriyor
Türkiye’de özelleştirme bir program dahilinde 1992’de başladı ve özelleştirme sonrasında işyeri küçültülen, devredilen veya kapatılan işçilere kıdem, ihbar ve iş kaybı tazminatları verilerek iş sözleşmeleri sona erdirildi. 2005’te hükümet, özelleştirme sonrasında işsiz kalmış ve kalacak işçilerin 4/C’li statüde kamuda istihdam edilmesine olanak sağlayan bir karar alarak uygulama koydu.
Normal şartlarda eylem yapan Tekel işçileri özelleştirme nedeniyle tamamen işsiz kalacakken, hükümet bu işçilerin mağdur olmaması için onlara 4/C’li statüde iş önerdi. Tekel işçileri ise işçi statüsünde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına geçmek için eylem başlattı. Resmî olarak 3 milyon 300 bin işsizin olduğu bir ülkede tamamen işsiz kalmaktansa, hükümetin önerdiği 4/C’li statü cazip bir teklif olarak durmaktadır.
Tekel işçileri 4/C’li statüde maaşlarının düşeceğini ileri sürmektedir. Evet, kısmen maaşları düşüyor ama işsiz kalmaktan iyidir. Bir Tekel işçisi en son net 1.380.-TL civarında maaş alıyordu. 4/C’li statüde ilköğretim mezunları 772.-TL, lise mezunları 856.-TL, yükseköğretim mezunlarına 938.-TL ödeneceği 4 şubatta yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında yer almaktadır.
Eylem yapan Tekel işçileri hükümetin önerisini kabul edip etmemekte serbesttir. Piyasa şartlarında daha iyi ücret alacağını düşünen varsa, yeni sözleşmeyi imzalamaz çıkar piyasa şartlarında iş arar. Asgari ücretin netinin 577.-TL olduğu ve 3,3 milyon işsizin olduğu ortamda iş bulur-bulmaz o kendilerinin niteliklerine kalmış.
4/C’li statünün şartları iyileştirildi
4 Şubat 2010 tarihli Resmî Gazete’de Kamu Kurum ve Kuruluşlarındaki Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici Personel İstihdamı ve Bu Personele Ödenecek Ücretler Hakkında Karar isimli Bakanlar Kurulu kararı yayımlandı. Bu kararda 2010 için kamuda 36 bin 215 4/C’li personelin çalıştırılması öngörülmüş.
Bu karara göre 4/C’li personelin yıllık çalışma süresi 10 aydan 11 aya çıkarıldı, yıllık izinleri toplam 22 iş günü olarak çalışma saatleri 45 saat değil, 40 olarak belirlendi, kıdem tazminatına benzer iş sonu tazminatı getirildi. Süt, analık, hastalık, doğum, ölüm ve evlenme izinleri iş kanunu ile paralel hale getirildi.
Koyun can, sendikalar post derdinde!..
Tekel işçilerinin eylemlerinde işçi sendikalarının ön planda olduğunu görüyoruz. Neden sendikalar bu kadar ön planda, işçilerin neden 4/C’li statüye geçirilmelerine karşı çıkıyorlar? Dün ak dediklerine neden bugün kara diyorlar? İnsan tüm bu soruları kendine sormadan edemiyor.
2005’e kadar özelleştirme sonrasında binlerce işçi işsiz kalmışken, sendikalar dikkate değer alternatif çözümler üretemediler, 2005’te hükümet özelleştirme mağdurlarının 4/C’li statüye geçirilmesini öngören 5398 sayılı yasayı çıkarınca hükümeti alkışladılar, takdir ve tebriklerini ilettiler. Aradan biraz zaman geçince uygun ortamın oluştuğunu düşündüler olsa gerek, özelleştirme sonrasında işsiz kalan işçilerin işçi statüsünde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına aktarılmasını istemeye başladılar ve eyleme de geçtiler. 4/C’li statüde çalışanlar işçi sendikalarına üye olamıyorlar, Tekel işçilerinin bu statüye geçirilmesi demek işçi sendikalarının 8 bin 364 üye kaybetmesi demek dolaysıyla aynı sayıda üye aidatı kaybetmesi demek. İşçilerin tamamen işsiz kalmalarına sebebiyet verebilecek şekilde işçilerin yanlış yönlendirilmesi sorumlu sendikacılık anlayışı ile bağdaşmamaktadır.
Yanlış anlaşılmak istemem; Ben sendikacılığa, toplumun örgütlü olmasına karşı değilim, ben doğruların tam söylenmeyip, insanların yanlış yönlendirilerek işinde ekmeğinden olmalarına karşıyım.
Tekel işçilerinin 4/C’li statüye geçmeleri için şubatın sonuna kadar süre verildi. Şimdiden yüzde 10’lar civarında işçi 4/C’li statüye geçmek için sözleşme imzaladı. Bu sürenin sonunda ne kadarının imzalayıp, ne kadarının imzalamadığını bekleyip göreceğiz.
Okurlara Cevap…
Soru: 1995 ve 1997 yılları arasında Kuveyt’te Tekfen Holding inşaat bölümünde çalıştım. Türkiye’ye kesin dönüş yaparken elçilikten hizmet belgesi aldım. Türkiye’de 2004’te sigorta girişim oldu halen çalışıyorum Yurtdışı borçlanması yapabilir miyim? Ayrıca eski pasaportumu kaybettim ne yapabilirim? 12.01.1969 doğumluyum. Kesin dönüş tarihim 1997. (Hamit Gürsel)
Cevap: Yurtdışı borçlanması yapabilirsiniz. Pasaportunuzu kaybetmenizin bir önemi yok. Emniyetten yurda giriş-çıkış çizelgesi almanız yeterli. İlk sigortalılığınız 2004 olduğundan yurtdışı borçlanması yapsanız bile 60 yaşını doldurunca yani 12 Ocak 2029’da 7000 sigorta günü ile SSK’dan emekli olabilirsiniz.
Soru: 1 Nisan 2009’da bir arkadaşımla beraber limited şirketi açtım. Aynı zamanda başka bir özel şirkette aktif sigortalı olarak çalışıyordum ama sigortam şantiyeler arası geçişten dolayı bir hafta yatırılmamış ve ben Bağ-Kur’a düşmüşüm. Şimdi şirketi askıya aldık yani bir yıl civarı iş yapmamayı düşünüyoruz. Benim Bağ-Kur’umu dondurma ihtimalim var mıdır? Varsa nasıl bir yol izlemem gerekir? (Bahadır Ülger)
Cevap: Limited şirketi ortağı olduğunuz sürece vergi mükellefi olacağınızdan, Bağ-Kur’unuzu dondurma veya durdurma diye bir durum söz konusu olamayacaktır. Ancak limited şirketi ortaklığınız sona erince, Bağ-Kur’unuz da sona erer. Emekliliğinize çok varsa Bağ-Kur sigortalılığınızı devamı menfaatinize olabilir. Sizin adınıza Bağ-Kur’lu olduğunuz sürece ödenen SSK primlerini Bağ-Kur’a aktartabilirsiniz.
Sorularınız için Faks: 0216 449 1064
07.02.2010
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|
 |