İşsizlikte En Kötüyü Gördük mü?

18 Mart 2019

İşsizlik çağdaş devletlerin çözmesi gereken en önemli sorunlardan biri. Nüfus artış hızının üstünde olması beklenen büyüme hızı arttığında enflasyon da olabilir ancak büyüme varken işsizliğin düşük olması beklenir.

Ülkemizde işsiz sayısının hesaplanmasında tartışmalar hep olagelmiştir. Ancak bugünün sorunu bundan da öte bulunuyor.

İnşaat sektörünün lokomotifliğini üstlendiği ülkemize özgü çarpık büyümenin sonucunda finansal ve ekonomik açıdan dünya ölçeğinde değişen konjonktüre bağlı olarak ülkemiz ekonomisi de duvara toslamış oldu.

İnşaat sektörü başta olmak üzere başlayan durgunluk, sanayi sektörünü de vurdu ve işsizlik had safhaya ulaştı. Ekim 2018 ayından beri İş-Kur işsizlik ödeneğine yeni başvuru sayısını artık vermiyor.

Buna karşın aylık işsizlik ödeneği alan sayısı yayımlanıyor.

İşsizlik ödeneği, son üç yılda en az 600 gün çalışmış, bunun da son 120 gününde devamlı çalıştıktan sonra işten kendi istek ve iradesi dışında ayrılmış olan işçilere maksimum 10 ay boyunca verilen ödenek demek oluyor.

Her işsiz işsizlik ödeneği alamıyor elbet ama işsizlik ödeneği alanların işsiz oldukları bir gerçek.

Aşağıdaki tabloda son 14 ayda işsizlik ödeneğinden yararlanmada meydana gelen artış çarpıcı nitelikte bulunuyor.

 

İŞSİZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANAN İŞÇİ SAYISINDA ARTIŞ
Yıl Aylar İşsizlik Ödeneği Alan İşsiz Sayısı Yıllık Artış Yüzdesi (*)
2018 Ocak 438.701 -13,53
2018 Şubat 435.774 -12,20
2018 Mart 436.211 -11,04
2018 Nisan 420.304 -6,35
2018 Mayıs 412.158 -2,52
2018 Haziran 416.663 1,64
2018 Temmuz 430.925 2,25
2018 Ağustos 426.507 3,19
2018 Eylül 457.173 13,72
2018 Ekim 476.097 24,24
2018 Kasım 523.852 36,51
2018 Aralık 577.054 41,13
2019 Ocak 653.925 49,06
2019 Şubat 676.725 55,29
(*): Yıllık artış yüzdesi işsizlik ödeneği alan işsiz sayısı bakımından
 bir önceki yılın aynı ayında gerçekleşen sayıya göre hesaplanmıştır.

 

Tabloyu incelediğimizde bir önceki yılın aynın ayında işsizlik ödeneğinden yararlanan işçi sayısında meydana gelen artışın negatif olarak başladığı sonra bu negatifliğin azalarak pozitife dönüştüğü ve artışın hızlanarak devam ettiği görülüyor.

Tablo bize en azından işsizlik için dibe vurmanın henüz gerçekleşmediğini gösteriyor. Dibe vurmanın görülmesi için 2019 Şubat ayında yüzde 55 olan artışın azalma trendine girmesi ve azalarak devam etmesi gerekiyor.

Genel işsizlik rakamının ise TÜİK tarafından Aralık 2018 ayı itibariyle yüzde 13,5 olarak ilan edilmesi de ayrı bir olumsuz rekor olmakta ve yukarıda rakamlar ışığında verdiğimiz yorumu doğrulamaktadır.

Üstelik yürürlükteki yirmiyi aşkın istihdam teşvikine rağmen işsizliğin artması olayın vahametini gösteriyor. Elbette tüm bu istihdam teşviklerinin teşvik mantığına uygun olarak işyeri bazında istihdam artışını şart koşması, tüketim, satış ve ihracatta yaşanan daralma ile beraber üretimi artırmayı güdülemesi işyerlerini derin bir çelişkiye sokmaktadır. Zira teşvike konu işyerlerinin satışları azalırken “Sırf prim ve vergi bakımından teşvik ediliyor” diye yeni ve fazladan işçi alımına yeltenmekten uzak durmaları normal bulunuyor.